web statistics software Health Tourism Turkey - Kanser Tedavisinde CyberKnife
Heath Tourism
Türkçe Türkçe English English Deutsch Deutsch Dutch Dutch русский русский العربية 日本語 日本語

 

Kanser Tedavisinde CyberKnife

CyberKnife nedir?
CyberKnife, tümörü cerrahi yöntem kadar kesin bir sınırla ortadan kaldırırken, ışınların normal dokulara zarar vermesini de önlüyor. Bu teknoloji sayesinde hastalar tedaviden hemen sonra günlük işlerine de dönebiliyorlar.

Dünyada sadece 70 merkezde bulunan CyberKnife, Türkiye'de ilk kez ASM'de hizmete sunuldu. 2001 yılında tüm vücut kullanımı için FDA onayı alan CyberKnife, her türlü kanserin radyoterapisinde kullanılan en son teknoloji ürünü. Tümör çevresindeki normal dokuların radyasyonla karşılaşmasını minumuma indiren, radyo-cerrahinin en gelişmiş yöntemini oluşturuyor. CyberKnife ağrısız ve herhangi bir operasyon gerektirmeyen bir tedavi yaklaşımı olarak nitelendiriliyor. Vücut içerisindeki tümör ya da hastalıklı alanlar duyarlı bir biçimde hedefleniyor ve yüksek radyasyon dozları verilerek öldürülüyor.



Hangi bölgelerde kullanılıyor?
CyberKnife beyin tümörlerinde etkili bir yöntem olarak nitelendiriliyor. Ayrıca tedavi imkânı bulunmayan beyin sapı ve omurilik tümörlerinde, felçsiz iyileşme sağlayan tedavi yöntemini artık CyberKnife tedavisi oluşturuyor. Benzer şekilde CyberKnife, ameliyat şansını kaybetmiş hastaların tedavisine de olanak veriyor. Bilgisayarlı Tomografide görülen tümörün işaretlenmesinden sonra yaklaşık bir saat süren bir seansta, robot, tümörü bir cerrah titizliğiyle ışınlayarak yok ediyor. Başta beyin olmak üzere; beyin sapı, omurilik, gırtlak, akciğer, karaciğer, pankreas, böbrek, böbrek üstü bezi, prostat gibi kanserleri sık görülen organlara yan etkisiz ışın tedavisi verebilmesi, yaygın bir kullanım alanının olmasını sağlıyor. Bu üstün teknoloji sayesinde hastalar tedaviden hemen sonra normal günlük işlerini yapabiliyor, hatta araba kullanarak hastaneden ayrılabiliyor.

Hata payı minimuma iniyor!
Cihazın her açıda dönebilen ve her pozisyonda durabilen robotik kolu yardımıyla odaklanmış ışınlar hastaya gönderiliyor. Böylece vücuttaki herhangi bir bölge, robotik kol sayesinde rahatlıkla ışınlanabiliyor. Bu özellik, tedavisi diğer radyoterapi cihazlarıyla mümkün olmayan hastalara da tedavi şansı veriyor. Bunun yanı sıra CyberKnife cihazıyla tedavi sırasında yüzde 100 gerçek zamanlı görüntü alınabiliyor ve bu görüntüler rehberliğinde radyasyon veriliyor. Bunun sonucunda hastaya verilen dozda hata payı minimuma iniyor.

Ağrısız ve yan etkisiz
Robotik yönlendirme sistemi sayesinde normal dokuları milimetrenin altında bir hassasiyet ile ışından korumak mümkün olabiliyor. Yani cerrahi yöntem kadar kesin bir sınırla tümörü ortadan kaldırırken, ışınların normal dokulara zarar vermesini de engelliyor. Kansız, bıçaksız anestezisiz ve ağrısız ameliyat yapabilen robot olarak ameliyatın hiçbir yan etkisini ve riskini taşımıyor. Bu nedenle de radyocerrahi cihazı olarak biliniyor. Solunumla yer değiştiren organları izleme sistemi sayesinde vücudun pek çok bölgesinde bulunan kanserlerin ve bunların yayılımlarının tedavisinde en az ameliyat kadar etkili oluyor.

Anadolu Sağlık Merkezi'nde yaklaşık üç yıldır hizmet veren ve radyocerrahinin en gelişmiş yöntemi olarak kabul edilen CyberKnife tedavisi, deneyimli uzmanlar tarafından gerçekleştiriliyor.

Beyin tümörlerinden akciğer kanserine kadar her türlü kanserin radyoterapisinde kullanılan CyberKnife yöntemi ile Anadolu Sağlık Merkezi'nde bugüne kadar 285 hasta tedavi gördü. Bu rakamın %62'sini beyin, %12'sini akciğer, %8'ini omurilik, %4'ünü pankreas, %2'sini baş-boyun, %2'sini karaciğer, %1'ini prostat kanseri hastaları oluşturdu.

Türkiye'deki en deneyimli CyberKnife ekibi şu isimlerden oluşuyor;
  • Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Engin,
  • Nöroşirurji Uzmanı Op. Dr. Hikmet Uluğ,
  • Medikal Fizik Uzmanı Nadir Küçük,
  • Nöroşirurji Uzmanı Op. Dr. Serdar Aydın,
  • Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Selçuk Kihtir,
  • Radyoloji Uzmanı Dr. Murat Dökdök,
  • Radyoloji Uzmanı Dr. Kutlay Karaman.

Prostat Kanserinin Radyoterapi ile Tedavisinde Son Nokta: CYBERKNIFE

Prostat kanseri, tedaviye radyasyon dozunun oranıyla orantılı şekilde cevap veren bir kanser türü. Ne kadar yüksek dozlara çıkarsanız, radyoterapinin başarılı olma şansı o kadar yüksek. Radyoterapi yöntemleri içinde en gelişmiş tür olan Cyberknife'da yan etkiler çok az olduğu için doz artırılabiliyor. Böylece Cyberknife ile diğer yöntemlerle ulaşılamayan dozlara ulaşılıyor.

Prostat kanserleri, 40 yaşın üstündeki erkeklerde çok sık görülen hastalıklardan. Hastalığın yaygınlık derecesi 40-50 yaş civarında yüz binde 3-5 oranında iken , 80 yaş ve üzerinde neredeyse % 6-7'ye yükseliyor. Çalışmalar, 80 yaşına gelmiş erkeklerin prostatlarını çıkarıp bakmak imkanı olsaydı bunların %80-90'ınında prostat kanseri tanısının konulabileceğine işaret ediyor. Prostat kanseri, ABD'de en sık görülen iki kanserden bir tanesi. Türkiye'de ABD'ye oranla biraz daha az görülüyor. Ancak ne yazık ki sigara tüketimi Türkiye'de çok fazla ve yoğun sigara tüketimi yüzünden Türkiye'de mesane kanserine prostat kanserinden daha sık rastlanıyor.

Prostat kanserinin yaşla birlikte daha fazla görülmeye başladığını söyledik. Ancak Anadolu Sağlık Merkezi'nden Prof. Dr. Levent Türkeri, prostat kanseri ile, yaşla birlikte görülme sıklığı artan hastalıklardan biri olan iyi huylu prostat büyümesinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini söylüyor. Bu ikisinin birbirine karıştırılması nedeniyle, kanserin tanısının atlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Türkeri, "İyi huylu prostat büyümesi idrar kanalında tıkanıklık yaptığı için şikayetlere neden olur ve hasta hekime gider. Sinsi seyreden prostat kanseri ise kemiklere gidene kadar hiçbir belirti vermeyebilir. Bu nedenle 40 yaşın üstündeki erkeklerde idrar yapmaya ilişkin hiçbir şikayetin olmaması, kanser olasılığını ortadan kaldırmaz" diyor.

Prostat bezinin bir portakala benzetilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Türkeri, bu bezin iç kısmında portakalın dilimlerine benzeyen bir bölüm, dışında da portakalın kabuğuna benzer bir başka bölüm bulunduğunu ifade ederek, "40 yaşını geçtikten sonra erkeklerde bu içerdeki dilimler büyümeye başlar. Buna iyi huylu prostat büyümesi (Benign Prostat Hiperplazisi) deriz. Bunun kanserle alakası ve kansere dönüşme olasılığı yok. Kanser ve iyi huylu büyüme tamamen iki ayrı hastalık. Çünkü kanser dışarıdaki kabuk bölümünden gelişir. İyi huylu prostat büyümesi içerdeki dilimlerde gelişir. Ama aynı anda bulunabildikleri için hastaların kafasında, bazen de hekimlerin kafasında karışabiliyor. Sanki biri birine sebep olabiliyormuş gibi düşünülüyor. Onun için ikisini iyi ayırt etmek gerekir" diye konuşuyor.

50 YAŞ ÜSTÜ ERKEKLER MUAYENE OLMALI
Prostat kanseri erkeklerin korkulu rüyası olmasına karşın, erken tanı konulabilen ve erken tanı ile başarılı tedavi uygulanabilen bir kanser türü. Bu nedenle 50 yaş ve üstü erkeklere, mutlaka her yıl bir üroloji uzmanına giderek muayene olmaları ve PSA adı verilen kan tahlilini yaptırmaları öneriliyor.

Prostat kanserinin nedeni tam olarak bilinemiyor. Yaş ilerledikçe erkeklerde hormonal yapıda ortaya çıkan değişikliklerin bu işte rol oynadığı iddia ediliyor. Ancak tek neden bu değil. Büyük bir olasılıkla, yaşla birlikte ortaya çıkan hücrenin genetik yapısındaki değişiklikler de, kanser gelişim sürecine etki ediyor. Genetik değişiklikler ve hormonal değişiklikler bir araya geldiğinde kanser oluşuyor. Elbette çevresel faktörlerin de prostat kanserinin oluşumuna etkisi büyük. Özellikle sigara prostat kanseri gelişimi için önemli bir risk faktörü. Kırmızı et ve hayvansal yağ tüketimi de prostat kanseri riskini artırabiliyor. Ayrıca pillerin içinde yer alan kadmium adlı ağır metalin de prostat kanserinin gelişiminde yeri olabileceği tartışılıyor.

Prostat kanserinin ortaya çıkısında önemli bir risk faktörü de aile öyküsü. Prof. Dr. Levent Türkeri, "Çalışmalar, birinci derece akrabasında prostat kanseri görülen erkeklerin normal popülasyona göre iki kat daha fazla risk altında olduklarını ortaya koyuyor. Babanın, amca ve adyıda prostat kanserinin ortaya çıkması ve özellikle hastalık yaşı genç yaşlara doğru kaydıkça bu risk daha da artıyor" diyor.

YAŞAM SÜRESİ TÜMÖRÜN TİPİNE GÖRE DEĞİŞİYOR
Prostat kanserleri, akciğer kanserleri kadar olmasa da yine de son derece ölümcül hastalıklar arasında yer alıyor. Her prostat kanseri aynı şekilde ilerleyip ölüme sebep vermiyor. Bunların içinde çok yavaş ilerleyen, hastaya hayatı boyunca hiç sıkıntı vermeyen tümörler olabileceği gibi, süratle ilerleyip ölüme sebep olabilecek tümörler de bulunuyor. Prostat kanserinin ölümle sonuçlanması ya da tedavi başarısı tümörün özelliklerine bağlı. Tümörün özellikleri PSA değerleri ve Gleason Skorlaması adı verilen sistemle belirlenebiliyor. Prof. Dr. Türkeri, "PSA değerleri ve gleason skorlamasının sonuçlarının yanı sıra hastalığın ilk tanı konulduğu zamanki yayılma derecesini bilmek de çok önemli. Tümör ilk tanı konulduğunda prostatın dışına taşmış, kemiklere metastaz yapmışsa yapılan tedavilerden çok iyi sonuç elde etmek pek olası değil. Ama prostatın içine sınırlıysa ve çok düşük bir PSA düzeyi varsa, gleason skoru çok düşükse, o zaman bu tümörün iyi bir tedavi ile ölüme yol açmayacağını söyleyebiliriz. Hastanın tümörünü değerlendirebilmek için geliştirilmiş "Nomogram" adı verilen istatistik temelli bilgisayar programları var. Bu programlar bize hastanın ne kadar hastalıksız kalma ihtimali olduğunu gösteriyor" diyor. Prof. Dr. Türkeri, ayrıca hastanın yaşı gençse hastalığın ilerleme ihtimalinin yüksek olduğunu da sözlerine ekliyor.

TANI NASIL KONUYOR?
Tanıda öncelikle parmakla muayene ve PSA testinden yararlanılıyor. Bunlardan birinde ya da her ikisinde normal değerlerden farklılık belirlenirse, prostat dokusundan biyopsi yapılıyor. Anusten rektuma yerleştirilen bir ultrason cihazı eşliğinde en az on yerden parça alınıyor. Bu parçaların patoloji laboratuvarında mikroskop altında incelenmesi sonucunda prostatta bir tümör olup olmadığı belirleniyor.

CYBERKNIFE İLE GÜVENLİ TEDAVİ
Prof. Dr. Türkeri, prostat kanserinin tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerden birinin, "radikal prostatektomi" adı verilen cerrahi yöntem olduğunu söyleyerek, girişimi şöyle anlatıyor:


"Bu ameliyatla prostatı, meni keselerini, lenf bezlerini temizliyoruz. Hasta ameliyatı istemiyorsa ya da tıbbi sebepler nedeniyle anestezi alması mümkün değil ise radyoterapi yöntemleri kullanılıyor. Radyoterapide de birkaç metod var. Bunlardan en eskisi ve en klasiği Lineer Aksleratör ile yapılan radyoterapi, bundan daha yeni olan üç boyutlu konformal radyoterapi, biraz daha yeni olan IMRT yöntemi, biraz daha gelişmiş olan da Cyberknife yöntemi. Yani Cyberknife radyoterapi yöntemleri içerisinde en gelişmiş olanı"
Beyin tümörleri, omurilik tümörleri, pankreasla ilgili tümörlerde kullanılan Cyberknife'ın, prostat kanserlerinde de, kendinden önceki radyoterapi yöntemlerine göre tümörün temizlenmesinde başarıyı artıran ve hastanın yaşam kalitesini yükselten önemli avantajları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Levent Türkeri, bu avantajları şöyle dile getiriyor:
"Hem IMRT, hem de üç boyutlu konformal radyoterapi yaklaşık 2 ay süren tedaviler. Hasta 2 ay boyunca Pazartesi'den Cuma'ya kadar her gün hastaneye gidip gelir ve 30 dakika kadar hastanede zaman geçirir. Cyberknife'ın kullanımında bu süre 4-5 güne kadar inmiş durumda. Bundan daha önemli olan bir bir başka avantaj Cyberknife'da ulaşılan radyoterapi dozlarının hem IMRT hem de konformal radyoterapiden daha fazla olması. Çünkü normal şartlarda doz arttıkça yan etkiler çok artıyor. Cyberknife'da yan etkiler çok az olduğu için dozu artırabiliyoruz. Böylece Cyberknife ile diğer yöntemlerle ulaşamayacağımız dozlara ulaşıyoruz. Radyoterapideki en önemli problem verdiğiniz ışın tedavisinin hastalıklı prostat bezi ile beraber onun üstündeki idrar torbasını ve arkasındaki kalın barsağı da yakması oluyor. Eğer bunlar çok fazla yanarsa hastada çok ciddi problemler ortaya çıkıyor. Prostat kanserinden kurtarırken, mesane, kalın barsak problemleri çıkıyor. Bu olmasın diye etrafa giden radyasyon dozunu sınırlayıcı bir takım yeni teknikler geliştirildi. Bu üç boyutlu konformal radyoterapi ile başladı, bir basamak üstü IMRT oldu, onun da bir basamak üstüne Cyberknife geçti. Şu anda radyoterapide son nokta Cyberknife. Prostat kanseri radyasyon dozu ile orantılı şekilde cevap veren bir kanser türü. Ne kadar yüksek dozlara çıkarsanız, radyoterapinin başarılı olma şansı o kadar yüksektir. Daha önceki yöntemlerle barsak ve idrar torbasının yanmaması için 7 bin santigreyin (cGy) altında radyasyon verilebilirdi. Bu radyoterapi dozları ile elde ettiğimiz başarı oranları da düşük olurdu. 7500 santigreyin üstüne çıkmaya başladığımızda başarı şansı çok daha fazla olmaktadır."

SADECE ASM'DE UYGULANIYOR

Türkiye'de, Ortadoğu'da ve Balkanlar'da sadece ASM'nde uygulanan Cyberknife'ın prostat tümörlerinde kullanımının, beyin, pankreas ve omurilik tümörlerine oranla çok daha yeni olduğunu söyleyen Prof. Dr. Türkeri, bu konuda yapılmış geniş hasta serileri olmamasına karşın, diğer tümörlerde görülen yüksek başarının prostat kanserinde de yakalanmasını beklediklerini vurguluyor. Doğru hasta seçiminin, dolayısı ile hangi hastalarda cerrahi girişimin, hangi hastalarda radyoterapi yöntemlerinin daha uygun olduğunun belirlenmesinin çok büyük önem taşıdığının ve bunun için multi-disiplinerbir çalışmanın son derece gerekli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Türkeri, Cyberknife hastalarının özellikle organa sınırlı tümörü olan hastalar içinden seçilmesi gerektiğini belirtiyor: "Yaygın tümörlerde kanseri yok etme şansımız yok. Cybernife'in bizim için en fazla faydalı olacağını düşündüğümüz nokta, kanserin tümüyle yok edilebileceği bir aşama. Onun için metastaz yapmış bir hastalıkta Cyberknife'in çok fazla yeri yok. Çok nadir de olsa bazen prostat kanseri beyne metastaz yapabiliyor. Prostat kanseri metastaz yaptıktan sonra bile nisbeten yavaş giden bir hastalık. Ama beyindeki metastaz yavaş yavaş bile büyüse hastayı hızla ölüme götürebilir. Onun için beyindeki metastazı kontrol edebilmek için Cyberknife kullanılabilir. Burada bilinmesi gereken, bu gün için böyle bir hastanın prostat kanserinden tamamen kurtulma şansının olmadığıdır. Ama en azından hayatının uzaması, beyindeki metastaza bağlı ölmesi engellenebilir" diyor.

Organa sınırlı hastalıkta ve de bir bölüm prostatın hemen yakın çevresine dağılmış bir hastalıkta radyotepinin özelikle hormon tedavisi ile bir arada kullanıldığında çok yüksek başarı oranlarına ulaştığını ifade eden Prof. Dr. Levent Türkeri, "5 yıl hastalıksız hayatta kalma oranları %70-75'ler civarında. Özellikle ileri evre hastalığı da düşünürsek, oldukça iyi bir oran. O bakımdan radyoterapi özellikle hormon teravisi ile birlikte kullanıldığında oldukça etkili bir yöntem" diye konuşuyor.

Cybernife Nasıl Uygulanıyor ve Avantajları Neler?

  • Bu tedaviye başlamadan önce prostat içine ultrason eşliğinde birkaç tane küçük altın çekirdek yerleştiriliyor.
  • Daha sonra Cyberknife robotu o çekirdeklerin hareketini takip ederek, prostatla beraber hareket ediyor. Prostat hareket ettikçe robot da onunla birlikte pozisyon değiştiriyor. Böylelikle hasta nefes alıp verdikçe, onun boşalttığı yerlere boşu boşuna radyoterapi verilmemiş oluyor. Bu da çevre dokulara zarar verilmesini engelliyor.
  • Cyberknife, diğer yöntemler gibi birkaç ay devam etmiyor. Dört ya da beş gün içinde tamamlanabiliyor. Sadece seansları biraz daha uzun sürüyor.
  • Diğer radyoterapi yöntemlerine oranla güvenli bir şekilde daha fazla radyasyon verilebildiği için, başarı oranı daha yüksek oluyor. Cyberknife'da verilen radyasyon miktarı 8 bin santigreyin üzerine çıkabiliyor. İyi seçilmiş hastalarda, lokal ileri evre prostat kanseri olsa bile hormon tedavisi ile birlikte iyi bir radyoterapi yapıldığında hastanın yaşam süresi önemli ölçüde uzuyor.

Msn: msn@healthtourism.com.tr

ARACI GİRİŞİ

Kullanıcı:
Parola:
 

 

ICC-T Ajans A.Ş. ICC-T ULUSLARARASI ORTAK BİLİNÇ AJANS A.Ş.
G.Nesibe Mh. Tekin Sk. Hukuk Plaza No:6/45 Kocasinan / Kayseri / TURKEY
Tel: 0352 221 42 48 - Faks: 0352 221 42 45
www.icc-t.com | ajans@icc-t.com